Mutluluğumu size nasıl tarif edeyim bilmiyorum. 5 Aralık'ta, etrafımda müzik yapacak kimse bulamamamdan mütevellit "hadi müzik yapalım" diyerek karşınıza çıktığımda bana inanıp, güvenip bu yola gireceğinizden emin değildim. İlk proje patlayınca ümitsizliğe kapılmadım değil. Herhalde bu prensiple ilerlediğimizde bir sonuç alamayacağız dedim ancak en azından bir kez daha denemenin faydalı olacağını düşündüm ve yeni proje için blog tutan arkadaşlarla istişareye başladım. Bu sefer davulcumuz da vardı. Ve aslında sanırım hepimizi toparlayan da o oldu.

8 Nisan'da başladığımız yeni projeyi ilmek ilmek işledik, yeri geldi kaydı beğenmeyip tekrar çaldık. En önemlisi sabrettik. 2 Haziran'daki BlogStar yarışmasına yetiştirmek için çırpındık ancak direnişten ötürü hepimiz kayıtlarımızı askıya alarak gerek meydanda, gerek bilgisayar başında direnişe destek verdik. 2 hafta boyunca başka hiçbir şey ile ilgilenmedik, dolayısıyla kayıt da askıya alındı.

Haziran'ın sonuna geldiğimizde ise tüm kayıtlar elimizdeydi. Öncelikle çalışma koşullarımızdan bahsedeyim;
Mr. Patates'in stüdyosu olduğu ve davul işi biraz daha teferruatlı olduğu için muazzam bir stüdyo kaydı yaptı ve fitili ateşledi.
Debriyaj ise gitarını jak ile bilgisayara bağlayıp titretti telleri. Öyle aman aman bir kayıt programıyla da değil hem de.
BangBang, SenbonZakura ve ben ise akıllı telefonlarımıza MIIDIO Recorder yükleyerek (kesinlikle muhteşem kayıt kalitesi var) gerçekleştirdik kayıtlarımızı.
ZeyneptunJupiterdim de şarkısını tablete söyledi, basını bilgisayara bağladı.

Gördüğünüz üzre öyle devasa paralar harcayarak, stüdyolara saatlerce kapanıp kaydetmedik şarkıyı. Herkes elinden gelen imkanlarla ve Debriyaj'ın dediği gibi "bir avuç blog yazarının tamamen kendi imkanları ile steril olmayan ortamlarda, stüdyolarda değil çalışma odasında, yatağın üstünde veya salonda kaydedilmiş bir Kesmeşeker şarkısını sizlere sunuyoruz" kaydettik kulağımızdan sakındığımız değerli projemizi.

Tüm kayıtlar hallolduktan sonra etrafta başka ilgilenen olmayınca iş başa düştü, miks aşamasında da sınırlarımı zorladım. Ayıptır söylemesi 2010 model 10' netbookumla, harici bir fare bağlamadan, tamamen touchpad ile ve o ufacık ekranda hallettim tüm miksleri.

Çalışma koşullarımız bu şekildeydi ve kesinlikle amatör ruha uygun bir kayıt oldu.

Bana inanan, güvenen ve projenin tamamlanması için çalışan tüm arkadaşlarıma, ayrıca projenin ilk fikir aşamasından beri bizi destekleyen Bloglar Mahallesi'ne ve muhtarlık çalışanlarına, ilk günden beri hem tanıtım hem motivasyon için uğraşan Mirage'a, projemizi Kesmeşeker grubunun elemanlarına taşıyan Mutlu Cihan'a, yine desteğini esirgemeyen Shirin Serkan Abi'ye, projeyi Feysbuk ve Tivitırdan izleyen, sabırsızlıkla bekleyen tüm arkadaşlara sonsuz teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum.

Ha bu arada, SenbonZakura'nın arkadaşı Unsafeact Yapım da öyle bir vidyo hazırladı ki kaydımıza, neşemize neşe kattı!

Şarkının vidyo ve yalın hali aşağıda, afiyet olsun.

Son bir hatırlatma; bu, sadece ilk proje, eylemlerimiz sürecek, siz de katılabilirsiniz. Projenin ne olduğuyla ilgili fikir edinmek isterseniz buradan önceki denemelerimizi okuyabilirsiniz.







dahası...


Çok yakında ATT Müzik olarak yeni bir blog ile size müzik ile ilgili daha fazla paylaşımda bulunacağız. Aşağıdaki video ise senbonzakura'nın Gezi Parkı'nda yaşananlara tepkisini göstermek maksatlı yaptığı bestedir, ben de nacizane eşlik ettim.

Zulmün bir an önce dinmesi temennimle.

#direngezi


#yufkayureklikelgobekli ve #senbonzakura'dan Gezi Parkı eylemcilerine destek

Sermaye düş peşimize hadi
Vur yüzümüze polis
Gel üstümüze yine

Kör müsün ? Görmüyor musun ?
Her yer acılar
Herkes karanlıklar içinde

Sen yine düşünme

Korkmadan yorulmadan diren
Yılmadan yıkılmadan hemen
Karanlıklar hüküm sürmeden

Gel hadi sensiz olmuyor kardeş
Gel hadi sensiz vuruyor kalleş
Gel hadi bizler 3-5 çapulcu
Gel hadi bizler iki tane ayyaş
Gel hadi bizler 300 tane ayyaş
Gel hadi bizler 3000 tane ayyaş
Gel hadi bizler 70 milyon ayyaş

dahası...


Gündemi takip etmekten, Ankara'daki, İstanbul'daki, İzmir'deki arkadaşlarıma bilgi akışı sağlamaktan (Çok alakasız bir yerdeyim çünkü, buradaki eylem çok büyük çapta olmuyor. İlk gece sokağa döküldüğümüzde yediğimiz ilk gazla çil yavrusu gibi dağıldık) bloga dokunamadım bile. Şu anda ilk kez girebiliyorum ve sadece belirtmek istedim ki, fiziksel olarak yanlarında olamasam da bilgi akışı için bilgisayar ve telefon başındayım. Buna da ihtiyacımız var, ailenizi, tivitır kullanmayan büyüklerinizi, "patron"un ağzından çıkan her şeyi doğru kabul eden tanıdıklarınızı uyarın, yapılan direnişin bir kısım çapulcu, CHP, MHP, provakatör, alkolik, ahlaksız, din düşmanı, polis düşmanı, darbeci vs. olamadığını eşinize dostunuza duyurun. Fotoğrafları gösterin, vidyoları izletin. Bilsinler. Alanlara gidemeyen bizler, insanları bilinçlendirmek için çalışalım en azından. 

Ayrıca şiddete hiçbir zaman başvurmayın, aksi takdirde karşı durduğunuz insanlardan hiçbir farkınız kalmaz.


dahası...


Blogger tarafından desteklenmektedir.