Kıymetli misafirler. Yarım yıla yakındır el değmemiş bir blogun tozunu üflerken size aynı zamanda bir haber de vereyim dedim. Dut adında bir roman denemem vardı, bazılarınız biliyor. Düşündüm ki ben bu Dut'tan para kazanmak, yayınevlerine satmak gibi bir çıkar beklemiyormuşum meğer. Aslında bekliyordum da işte artık fikrim değişti. Tek isteğim okunması. Ve buradan bildirmek isterim ki bundna sonra her gün, baştan sona kadar (yazdığım yere kadar) Dut'un bir parçasını yayınlayacağım. Ne kadar sürer bilmiyorum ama internete girdiğinizde yapacak bir şey bulamazsanız okuyasınız diye arkası yarın gibi, dizi gibi bir roman sunmak niyetim var sizlere.

İlgi nasıl olur bilmem ancak ben her gün üşenmeden yayınlamaya devam edeceğim. Bir süre sonra Dut'a bir kapak hazırlayıp o görselle sunma gibi niyetlerim de var. Bakarsınız belki basılı hali bile yapılabilir bittiğinde ancak şimdilik sadece her akşam saat 22:00'da bu bloga girdiğinizde okuyabileceksiniz. Umarım sizin için de bir güzellik olur.

Bu akşam 22:00'a kadar Dut hikayesinin girişiyle oyalanabilirsiniz, buruyun: DUT Kısım 1
Yetmez derseniz alın bu da devamı: DUT Kısım 2

İster fasikül gibi bilgisayarınıza biriktirin, isterseniz tamamlanana kadar bekleyin, ben ekitap olarak paylaşayım. Seçim sizin.

*EDIT* Biz şunu 2 günde bir yapalım. Yarından başlasın.

Let the game begin!
dahası...


Vivitar V3000 50mm+Fish Eye aparat
Fotohome 100 (bayat)

Otostop hikayesi

"Ben seni sokakta görsem vururdum kafana ölsün diye."
"Neden?"
"Hem sakal hem küpe olmaz! Sen müslüman değil misin? Sakala biraz saygın olsun!"
"Sakalı o amaçla bırakmıyorum ki ben."
"Ne amaçla bırakıyorsun o zaman?"
"Kesmeyi sevmediğimden."
"Ben götüreyim seni berbere. Sakal bırakıyorsan çıkar o küpeleri ya da kes sakalı, öyle dımdızlak gez!"
"Yanlış bir önyargı ama bu."
"Düzelt o zaman beni. Nedir yanlış olan?"
"İnsanı görünüşüne göre yargılaman."
"Neye göre yargılayacakmışım?"
"Kişiliğine göre."
"İyi o zaman, herkes anadan üryan gezsin ortalıkta."
"Bence sorun yok."
"Nasıl bir sapıksın sen! İndiririm seni köşede!"
"Nasıl istersen."

İndirmedi. İthamlarına da devam etti üstelik. Şimdi yobaz arkadaşın yanlışlarını sıralayalım:
1. Sakalı Hz. Muhammed ile bağdaştırmak ilk hata. Sakal sadece onu temsil etmez. En basit şekliyle Bakunin'i (anarşizmin babalarından), Karl Marx'ı, papazları, hahamları hangi kategoriye koyacağız?

"Her gördüğün sakallıyı deden sanma"

2. Küpenin İslami bir öndere ne gibi bir saygısızlığı olabilir? İslamiyet inancında küpe ile ilgili bir kısıtlamaya yer verilmiyor. "Ama o kadın aksesuarı" derseniz de eğer; eteğin, topuklu ayakkabının, makyajın ilk olarak erkekler tarafından kullanıldığını belirtmek isterim. "Ama o, o zamanın şartlarındaymış" derseniz de; küpenin günümüz şartlarında artık cinsiyetsiz olduğunu siz DÜŞÜNEN insanlara söylememin gereksiz olacağını düşünüyorum.

İslamiyet'in Arap kültüründen yayılmasından kaynaklanan kılık, kıyafet, yeme içme ve diğer tüm kültürlerin İslam kültürüne mâl edilmesini saçmalıktan öte bir şey değildir. Hz. Muhammed peygamberliğini İskoçya'da ilan etseydi, şu anda tüm İslam alemi ekose eteği benimseyecekti demek ki.

3. Yobaz arkadaşın sakala duyduğu saygının(!) %1'ini insana duysa her şeyin çok farklı olacağını görebilmeniz gerek ki insana saygı duyulması gerektiği Kuran'da açıkça ifade edilmiştir.

"Hoşgörü dini İslam(!)"

Daha yazılabilecek çok şey olmasına rağmen, gereksiz olduğunu düşündüğümden uzatmıyorum.

Saçma sapan simgelere takılmayın, siz insana saygı duymaya devam edin.

Sevgilerimle.

Hem cahilsin hem de akıl verirsin
Sana maruz kalan nasıl delirmesin?
İşe yarar bir şey olsa aklında
İblis oturabilir miydi şimdi sarayda?

dahası...


Vivitar V3000
28-70mm
Fotohome 100 (bayat)
Kadıköy
(Her şey bir yıl bir ay önce tam burada bir öpücükle başladı)


Var mıydın ki?
Yoktun aslında.
%90 yoktun,
Yoktu yüzde noksan.

Vardın ama
Vardın sanki.
Vardın yanıma,
Ayaklarınla
Tatmıştım.

Anımsıyorum,
Vardın.
%100 vardın!
Yüzümde yüzün vardı.
(yüzde yüz)
Tatmıştım,
Islaktı dudaklarım.

Bakmıştım
Yüzüne, tadına...
Yoktu tadında noksan.
Yüzde yüzün
Kalmıştım öylece.
Yakından bakmıştım tadına
%90 değil, %100'dün.
dahası...


Vivitar V3000 28-70 Fotohome 100 (bayat film)

Yeğenim vardı yanımda, 4-5 yaşlarında. Normalde yanında sigara içmem ama canım çok sıkkındı. Toptancıdan gelmesi gereken sipariş yine aksamış, alıcılar da tepeme binmeye başlamıştı. Gayri ihtiyari bir halka yaptım dumandan, "bak" dedim "halka." "Onlar halka değil fil!" dedi bir hevesle, çocukça neşesiyle. Vurdum ağzına bir tane, "siktir git lan!" dedim, "zararlı sana bu." Saçma sapan konuşup canımı sıkmıştı iyice. Ağlayarak gitti ablamın yanına.

Üzüldüm sonra kerataya, "gel lan" dedim, çekine çekine geldi. "Oğlum böyle saçma sapan şeyleri hep televizyondan öğreniyorsun değil mi?" diye başlayan bir konuşma hazırlamıştım ki karşımdakinin daha okula bile başlamamış -hoş, başlasa da ne değişecek, onlar da kendi çıkarları doğrultusunda yetiştirmeyecekler miydi çocuğu-, ne verirlerse onu yiyen, ne verirlerse onu giyen, ne verirlerse onu seyreden, kendi zevki, kimliği belirmemiş bir çocuk olduğunun farkına vardım. Onun yerine "bak dayıcım" diye başlayan bir konuşma hazırladım hemen kafamda. Gönlünü almak da kolaydı ufaklığın, hemen gülücükler açmaya başladı yüzünde. Sanki demin tokat atan ben değildim.

Nasıl anlatabilirdim ki beş yaşındaki bir çocuğa; ne kadar masum, ne kadar sevimli olursa olsun, bir reklamın ucu emek sömürüsüne dayanıyor diye. Aynı çileyi benim de çektiğimi, hem kanan, hem kandıran olduğumu. Anlatmadım ben de.

"Sana kitap okuyayım mı?" dedim kucağıma oturtup, hemen kabul etti. Ablam benimle ilgili soru sorduğunda en çok okuduğum kitapları sevdiğini söylüyormuş. Aslında okumuyordum kitap falan. Elimde bir kitap oluyordu tabii ancak aklımdan hikayeler uyduruyordum ona. Çocuk kitaplarının da masum olduğunu düşünmüyordum çünkü, belirli bir kalıba sokmaya çalıştığını biliyordum çocukları. Ben de küresel kalıplardansa benim kalıplarıma girmesini yeğliyor, bencilliğin dibine vuruyordum. Kendimi de; "bencillik sayılmaz ki bu, sonuçta doğru yok, yanlışın da olmadığı gibi. O zaman neden kendi kalıbıma, kendi doğruma sokmuyorum ki yeğenimi" diye düşünerek hep kendi uydurduğum hikayeleri anlattım.

"Ver bakalım kitabı" dedim Ömer'e, her zaman aynı kitabı alıyordum elime, o ise ayırdına varmıyordu oradakileri okumadığımın. "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde uçsuz bucaksız bir çölde bir çöl faresi yaşarmış..."
dahası...


Her şey normal. Nedir normal? Nasıldır normal? Nasıl normal olur her şey? Nasıl normalleşir? Nelerdir normaller? Et yemek normal midir mesela? Sigara içmek? Alkol almak? Ölmek? Doğmak? Okumak, sıçmak, sevmek, düşünmek, dinlemek? Her şey normal değil mi?

Normal bir şey hayatınıza ne katabilir? Hayatınıza bir şey kattığını hissettiğiniz andan itibaren hala normal denebilir mi? Mucizevi şeyleri dahi normalleştirmek, sıradanlaştırmak, onlara olan değeri azaltır mı?

Güncel konulardan ilerleyelim. Polisin tutumu, insanları öldürmesi, gaza boğması kesinlikle kabul edilemeyecek bir olay. Olağan dışı olan bu olayı şu anda çok da garipseyenimiz kalmadı değil mi? Toplumun tepki göstermesi gereken bir mesele olur, toplum oradadır, polis de. Ve biliriz ki kısa süre sonra polis saldıracak, pervasız bir şekilde gaz savurmaya, basınçlı su sıkmaya, yasal sopasıyla insanlara vurmaya başlayacak. Bu artık normalleşmiştir değil mi? Yani yaptığı her ne kadar olağan dışı olsa da normal olarak kabul etmişizdir artık.

Karşımıza bir karşı cins çıkacak ya da hem cins. Onunla tanışacağız, kalbimiz olduğundan farklı atacak. Olağan dışı hisler besleyeceğiz, aşık olacağız. Normaldir değil mi bu? Durum ne kadar anormalmiş gibi gelse de bize, normaldir birine aşık olmak.

Ana rahminden çıkıp popoya yenen ilk şaplaktan itibaren atmosferde serbest dolaşan oksijen, azot vb bilimum elementleri ciğerimize çekip, kullandıktan sonra karbondiyoksit olarak geri veririz atmosfere. Çok normaldir değil mi bu? Günde ortalama 23000 kez yaptığımız bir şeydir bu.

Sosyolojik açıdan bakalım bir de. Evinde aile bireyleri alkol tüketen bir çocuğun, reşit olduğunda ya da öncesinde alkol alması normaldir değil mi? Aile bireylerince de normaldir. Mutlaka istisnalar olacaktır. Benim demek istediğim; çocuğun alkol alması aile bireylerince normal karşılanır.

Kış, bayrağı bahara devrettiğinde doğa tekrar uyanacak, çiçekler açacak, her yer rengarenk olacak. Çok normal değil mi?

Normal. Her şey normal.

Her şey normalleştikçe hiçbir şeye şaşırmaz hale geliyoruz. Durup bir çiçeği seyretmiyoruz, çayın tadını çıkarmıyoruz, meydanlarda sesimizi yükselttiğimizde gaz kapsülü nereden gelecek diye tetikte bekliyoruz.

Şaşırmıyoruz yahu! Şaşırın lan! Merak edin! Nefesinizi tutun otuz saniye, nefes almanın ne kadar şaşılası bir şey olduğunu farkedin. Tomurcuğundan yeni sıyrılmış bir çiçeği seyredin saatlerce. "Çay işte" deyip geçmeyin, her bir damlasının farkına varın.

Sadece okumak yetmez, sadece bilgilenmek, öğrenmek yetmez. Yani "normal" yöntemlerle öğrenmek yetmez. Şaşırın! Şaşırdıkça merak edersiniz. Merak ettikçe araştırırsınız. Gözlemleyin, deneyimleyin. Her zaman kitaptan öğrenilmez bilgiler. Baktığınız, tattığınız, duyduğunuz, dokunduğunuz, kokladığınız her şeyi merakla yapın, şaşırarak yapın. Hiçbir şeyi normalleştirmeyin!

dahası...


Ayıkken yazdıklarıma bakıyorum da,
Ben seni ayıkken sevmişim.
Ayık kafayla hissetmişim seni,
Tüm bilincimle.
Hayır şu an sarhoş değilim,
Bunun da farkına ayıkken vardım.
Senin farkına vardığım gibi...

Alkol alsam nasıl olurdu acaba diyorum bazen,
Seninle konuşurken, sevişirken...
Bilincimin altı da üstü kadar seviyor mudur seni?

İçmiştim aslında bir kere,
Sümer'le.
Akmıştı bilinçaltım kulaklarımdan,
Seni duymuştum kalabalıkta,
Seni görmüştüm.
Gözlerim de mi içmişti acaba,
Bilinçaltım da mı alkollüydü?

Adını seslenmiştim gördüğüm herkese,
Cevap vermemişlerdi.
Sana koşmuştum sarhoş ayaklarımla,
Onlar da içmişlerdi.

Kolum, bacağım, gözüm, kulağım içmişti.
O kadar sarhoşa katlanamayan bilincim gitmişti,
Uzaklaşmıştı bizden.
Bilinçsizce de sevmiştim ben seni,
Anımsıyorum hayal meyal...

Ben seni her halimle sevmiştim.
Ne halim varsa onunla sevmiştim.
Her halinle sevmiştim.
Herhalde sevmiştim...
dahası...


Blogger tarafından desteklenmektedir.