"Behlüüül, Behlüüüüüüülllll!!"
"Hee?!"
"Oynamaya gelmiyor musun?"
"Yok ya pide yemeye gideceğiz biz!"
"Pide mi? Nereye?"
"Çarşıya, sonra gelirim."

Balkondan içeriye tekrar koşa koşa geldi, ağzı kulaklarında; "Hadi gidelim."
"Neden bağırdın balkondan?"
"Dışarıya çağırdılar ben de pide yemeye gideceğiz, gelmeyeceğim dedim"
"Biliyorum, onu diyorum işte. Neden pide yemeye gittiğimizi söyledin?"
"..."
"Oğlum öyle yiyip içtiğini sağda solda anlatma. Durumu olan olur olmayan olur. Alamaz özenir falan."
"..."
"Hadi giy üstünü de gidelim."
"Tamam."

Ayakkabılarımı bağlarken bu kısacık diyaloğu düşünüyordum. Aklım o kadar ermese de babamın söylediklerini kafama iyice kazıdım. O zamandan beri de benzer olaylarda bu sahne gözümün önüne gelir. Babam farkında olmadan neler aşılamış bize.

Yürümeye başladığımızda kardeşimin keyfi tekrar yerindeydi hatta kapının önünde çöp tenekelerinden kale yapmış çocuklarla "pas ver la pas ver" diye başlayan diyaloğunda yöneltilen "pide mi yiyeceksiniz?" sorularına "ya çarşıda bir işimiz var, onu halledip döneceğiz" şeklinde yanıtlar veriyordu. Alması gerekeni çabuk kapmıştı, zeki çocuktu vesselam.

Ve ben çocukluğumda hiç Mc Donald's, Burger King vb. besinler tüketmedim. Tavşanlı'da yoktu onlar. Benim fast food'um pideydi. Hep öyle kalsaymış ya...


One Comment

Esra dedi ki...

kısa öz, ne hoş bi hikaye billcim

Blogger tarafından desteklenmektedir.