Sana anlatabileceğim çok fazla başarı hikayem yok aslında. Benim hikayelerim hep başarısızlıklar üzerine kurulu. Terkedişler, vazgeçişler...

Mezuniyet balom olmadı benim, görkemli iş yemeklerim, doktora tezim... Yarım bırakılmış okullar, cv'me yazabileceğim 1-2 günlük anketörlük, el ilanı dağıtma işleri falan sana anlatabileceklerim.

Ama ne var biliyor musun? Mardin Nusaybinli bir abiyle tanıştım Strasbourg'tan Viyana'ya otostop çekerken. O kadar fazla şey öğrendim ki 200-300 km'lik yolculuğumuz sırasında, hiçbir üniversite sırası öğretemezdi onları bana. Uzun dönem bir erle tanıştım Ankara Yüksel Caddesindeki bir bankta. Bira ısmarladı bana, anlattı sonra uzun uzun sevgilisinin terk edişini. Belki de kafası iyiydi, o kadar da kötü bir kadın değildi ama yine de birlikte verip veriştirdik kadınlara...

Bir ara üniversite okurken cambazlarla takıldım. Üç top, diabolo çevirmeyi öğrettiler bana. Sürekli bir şeyler atıp tuttum bir süre. Bak bunu başarıdan sayabilirsin.

Viyana'daki evsizlerden Almanca'yı öğrendim. "Sigaran var mı?" diye yanaşan her evsizden birkaç kelime kaptım, her biriyle dayımın oğluymuş gibi sohbet ettim. Mültecilik nedir onu öğrendim. Kurslara atölyelere para vermeden, Avrupa'nın orta yerinde Yozgatlıların düğünlerinin fotoğraf ve vidyolarını çekerek öğrendim ISO'yu diyaframı, enstanteneyi. Kadraj nedir, beyaz dengesi nedir, kompozisyon nedir orada öğrendim vidyoda.

Feminist arkadaşlarla duvar tırmanışı yaparken öğrendim kadın haklarını, eşitliği. Hindistan kültür derneğinde öğrendim türcülüğün de en az seksizm kadar, ırkçılık kadar kötü bir şey olduğunu. Rtim atölyesinde kapıldım vurmalı çalgıların büyüsüne, küçük bir festivale hazırlanırken öğrendim bongo çalmayı, Alman ve Avusturyalı grup arkadaşlarımın desteğiyle.

İranlı bir arkadaşımdan Bahaullah nedir, nasıl bir inançtır onu öğrendim, satranç masası sohbetlerimizden, aynen Hinduizmi öğrendiğim gibi Nepalli arkadaşımdan, yastık savaşında bizi cepheye gönderdiklerinde.

Resmin inceliklerini, arkeolojik dönemleri, seramiğin detaylarını, o işlerin akademisyeni olan arkadaşlarımdan dinledim. Hiperrealist heykel nasıl olur, inşaatta, sosyal medyada piyasa nasıl işler, bizzat işin içindeki dostlarımdan öğrendim.

Şarabın iyisi nasıl seçilir, en ucuz nasıl kafa olunur, sokakta nasıl hayatta kalınır, beş kuruşsuz nasıl yaşanır tecrübeyle öğrendim. Akranlarımın gece klüperinde paralarını savurdukları sıralarda.

Dönem dönem siyaset nasıldı, insanlara ne gibi etkileri oldu, otostop sohbetlerimden çıkarım yaptım. Köy enstitülerinin, öğretmen okullarının zamanındaki değerini, o zamanlar insanlara kattıklarını canlı şahitlerinden dinledim.

Daha buna benzer mesleğime dair, hayata dair, çok farklı tecrübelere dair şeyleri hep ya alkoliklerden, bir bank üzerinde ya otostopta, o dönemleri yaşamış insanlardan ya da edindiğim arkadaşlarla ettiğim sohbetlerde öğrendim.

Başarılı bir insan değilim. Diplomam yok, iş tecrübem yok. Hayata dair tek elimde olan sohbetlerim. Çoğu zaman kitaplardan bile daha değerli bulurum sohbetleri. Mümkün olduğunca da rastgele sohbetler ederim. Başarısız insanların bile yapabileceği bir şey, siz de deneyin.


3 Comments

Adsız dedi ki...

Senin de başarın iletişim kurmak. Öyle düşünmek lazım.

xCoach Incompréhensible dedi ki...

Daha ne başarısı bekliyosun :))
Her şey parayla mı :)

yufkayureklikelgobekli dedi ki...

Aslında zaten onu kastetmiştim. Üniversite yalnızca diploma verir ve bir meslek dalında temel oluşturur. İnsanın kendini geliştirmesi ise yukarıda saydıklarımla gerçekleşebilir. Oraya yazmadığım o kadar çok şey var ki...

Yalnız gerçekten insan sohbet etmeli, insana yatırım yapmalı, bu inançtayım ^_^

Blogger tarafından desteklenmektedir.