Kendimce komplo teorisyenliği yapmak istiyorum, müsade var mıdır? Demin (bu arada demin çok ilginç bir zaman belirteci, zamanında üzerine kafa yormuşluğum var ama konumuz bu değil) annem televizyonda film seyrederken ki korku/gerilim tarzında bir film, adı Tuzak'tı sanırım. Neyse işte filmin konusu hani ev değiş tokuş yapılıyor ya. Hani atıyorum sen Helsinki'ye gideceksin bir haftalığına, Helsinki'de birisi bir haftalığına senin memlekete gelecekmiş de ev arıyormuş falan. İşte o evleri anlaşarak bedelsiz takas ediyorsunuz bir haftalığına. İşte öyle bir anlaşma ile iki kız evlerini takas ediyorlar, biri Paris, diğeri de Amerika'da bir yer sanırım, izlemedim filmi. İşte Paris'ten gelen psikopat katilmiş de, evleri takas yaptıkları kızın pasaport bilgilerini değiştirmiş. Paris'teki Amerikalı kızın başına kalmış bir cinayet, asıl katil olan kız, diğerinin anasını falan da öldürüyor falan diye her yer kan, revan (bu arada revan ne demek bilmiyorum), kıyamet. Vücudu olmayan başlar falan, öyle herkes ölmüş. 

Başka bir filmde otostop çeken adam meğer seri katilmiş, arabasına bindiği insanları öldürüyormuş vs.

Buna benzer daha nice şeyler görüyoruz filmlerde ama beni rahatsız eden nokta şu; bence gayet bilinçli bir şekilde böyle otostop olsun, ev takası olsun, misafirperverlik siteleri aracılığı ile birbirlerine misafirliğe gidenler olsun, gönüllü projeler için Afrika'ya gidenler, Doğu Avrupa'ya, Afganistan'a gidenler falan olsun, bunlar hep bir şekilde baltalanmak isteniyor gibi geliyor. Hadi o gönüllü projeleri bir yana bırak, ondan önceki saydığım gönüllü ve paylaşımcı seyehat teknikleri kesinlikle kasıtlı olarak baltalanıyor. Yeminle bak! Yani insanlar bu filmleri izlesin, böyle şeylere kalkışmasın, bilindik, pahalı, zincir otellere gitsinler, onlar para kazansın düsturuyla hazırlanmış senaryolar gibi geliyor. Kaldı ki Amerikan halkı da gerçek manada böyle galeyanlara gelip, bunları ciddi ciddi gerçek sanabilecek insanlar olmalarından mütevellit gayet de inanıyorlardır diye düşünüyorum. 

Bunların haricinde bir çok Holivud filmindeki nükleer karşıtı kahramanlıklar da sırf Orta Asya'da nükleer sahibi olunmasın, nükleer bomba çok tehlikeli ve yıkıcı bir şey ama bizde olsun, biz insanlık hizmeti olarak kullanırız bunları.

Aşk filmlerinin bir çoğu da ata erkil kafa yapısıyla ve genel olarak erkek senaristler tarafından yazıldığı için o konuya girmeyeceğim bile. 

Neyse sevgili insanlar, yanlışım var ise tokat gibi yüzüme çarpmaktan geri durmayınız. Yanılma ihtimalim mutlaka var, benim düşüncelerimdir bunlar.


Blogger tarafından desteklenmektedir.