- Alo, naber baba?
- İyidir koçum senden n'aber?
- İyi baba biliyorsun işte, aynı.
- Biliyorum bunaldın sen de. Maddi konular bana ait, onları takma kafana. Okul ne alemde okul?
- Okul kör topal ya baba. O kadar iç açıcı değil, çok kötü de değil.
- Ne zaman bitirip dönüyorsun?
- Zaman vermek zor baba, tam rayına oturtamadım, otursun o zaman netleşir.
- Oralara ne için gittiğini unutma evlat. Biz her zaman seninleyiz, bunu biliyorsun.
- Biliyorum baba, eksik olmayın.
- Tamam evlat, sen hiç bir şeye canını sıkma. Okul olayına da takma. Toparlarsın. Sınavları da veremeyebilirsin, dönemin de uzayabilir, senen de. Hatta okulu bile bırakıpta, başaramayıpta gelebilirsin. Hiç önemli değil. Tabi gönül ister oradan diplomayla dönmen ama siktir et, hiç bir şey senden önemli değil. Sen derslerine çalış, olmazsa da olmaz. Çaresiz değilsin hiç bir zaman. İstediğin zaman en baştan başlarız.
- Çok teşekkür ederim baba itimat ve özverin için.
- Ne demek oğlum. Var mı başka bir isteğin.
- Canınızın sağlığı, senin?
- Yok, sen keyfini kaçırma yeter. Hadi hoşçakal, öperim gözlerinden.
- Ben de ellerinden öperim, hoşçakal.
- İyi geceler.

Babamla olan güzel diyalogları bu seride sürdürmeyi düşünüyorum. Bu bugünkü telefon görüşmemizden. Şeker gibi adam, sevilmesin de ne olsun!


One Comment

Engin Zahid dedi ki...

Ne güzel bir babayla oğulun konuşması...candır can...

Blogger tarafından desteklenmektedir.