Dokunabildiğim şeyleri sevdim ben hep. Filmli makinaları, Akustik gitarları, Basılmış kitapları, Kalemleri, kağıtları... Yüzünü sevdim ben, Ellerimle. Saçının perçemini sevdim okşarken, Öpmek için kendime çektiğimde, belini. Ense kökünü sevdim öpüşürken. Diz kapağını sevdim en çok, Film seyrederken, Parmak uçlarını, Saçımda gezinirken. Seni sevdim ben, Dokunabildiğim her bir dokunu. Tenini sevdim ben, İçime çektikçe kokunu. Seni...
dahası...


Hayal edin. Erkeklerde sinek kaydı tıraşın toplumca ayıp kabul edildiğini, kareli gömlek giydiklerinde kin ve nefretle bakıldığını, herhangi bir uzvu koptuğunda protez yaptırmalarının yasak olduğunu ve fabrikada en az yirmi adet ürün üretmek zorunda olduklarını. Ettiniz mi? Çok saçma değil mi? Tekrar hayal edin. Kadınlarda baş örtmenin/açmanın ayıp kabul edildiğini, açık giyindiklerinde kin ve nefretle bakıldığını, kürtaj yaptırmalarının...
dahası...


Eğer Küba'yı ziyaret etmek istiyorsanız konsolosluğa gittiğinizde iki çeşit vize alabileceğinizi görürsünüz. Teki sıradan turist vizesi; koyarsınız cebinize paranızı, devlet/özel sektör ortaklığı ile işletilen bir otele gidersiniz, şezlonga yayılır romunuzu içersiniz. Birkaç tarihi ya da turistik yer görürsünüz ve Kemer'de 5 yıldızlı...
dahası...


Mutlu hikayeler yazan bir adam tanıdım. Tüm hikayeleri, öyküleri mutlu başlayıp mutlu bitiyordu. Hiçbir sorun yoktu öykülerinde. Kimse hasta değildi, kimse yoksul değildi, Kimse aldatılmıyordu, kimse birbirini kırmıyordu. Balonunu kaybeden bir çocuk dahi yoktu. O kadar güzel yazıyordu ki, resmen sürreal bir dünya idi orası, Ütopya idi. Karakterleri Ütopya'ya erişmeye çabalamıyorlardı, orada var oluyorlardı. Hiç kimse yalnız değildi. Yeterli...
dahası...


Daha önce kaç aşk gördüğü bilinmeyen Yıpranmış, ikinci el gömleğinle gelsen Yıpranan yalnızca eşyalar olsa Boş oda, bir yatak, sen ve ben Daha önce kaç sevişme gördüğü bilinmeyen Yaşlanmış, gıcırdayan yatağa girsen Yaşlanan yalnızca eşyalar olsa Nevresim, tek yastık, sen ve ben Daha önce kaç erkeği tanıdığı bilinmeyen Yorulmuş, aldanmış ruhunla karşıma çıkıversen Yorulan yalnızca bedenler olsa Umutların, korkuların ve çıplak...
dahası...


I -miş'li geçmiş zamanlarda, Hep seni aramışım bilmeden, Varlığından habersizken, -di'li geçmiş zamanlar yaratmak için. *** II Naif sen, Asabi sen, Hanım hanımcık sen, Fahişe sen. Ben tek, Siz hepiniz Sevişsek gün dönmeden *** III Ben senin giyindiğin, Soyunduğun Ve hatta dokunduğun Her şeyin hayranıyı...
dahası...


Tıpkı dinler gibi aşk da vicdan işidir. "Benim olmazsan öldürürüm" ile "bana inanmazsan ölürsün" aynı mantıktır. Yine aynı şekilde "beni sevmezsen hayatını cehenneme çeviririm" ile "bana inanmazsan cehennemde yanarsın" da aynı kafa yapısıyla sarf edilmiş tümcelerdir. Şöyle bir adım geriye çekilip ikisini de aynı çerçeveden işlediğimizde aralarında hiçbir fark olmadığını görebiliriz. Buradan yola çıkarak Aşk'ın da bir din olduğunu...
dahası...


- alıntı link - "Sevgilim!" "Hah? Efendim." "Ne oldu? Birden bire donup kaldın." Uzun bir sevişme nöbetini sessizlik ve sigara çıtırtılarına devretmiştik. Plastik torbaya boşalttığım neslimle birlikte beynim de akıp gitmişti prezervatifin içine. Sigara dumanından bile anlamlar çıkaramayacak durumdaydım. Kolumda uzanan sevdiğim kadın,...
dahası...


"Dut" dedim parmağım havada, "otostobu sırf macera olsun diye mi çekiyorsun sen?" "Nasıl yani canım?" "Yani otostop çekmeyi sevdiğini biliyorum, bunu sadece para vermemek için yapmayacağını da." "Beni iyi tanımışsın" dedi, yüzündeki malum gülümsemesiyle. "Evet para için değil ancak macera için de değil" diye ekledi Dut. "Neden peki o zaman?" dedim parmağımı indirip Dut'a dönmüştüm. Otostobu bir kenara bıraktım bir süreliğine....
dahası...


Persepolis’i izlemiş miydiniz? Film, yani animasyon başlı başına güzel bir yapıt olsa da benim en çok dikkatimi çeken kısmı, kızın ufakken, Şah rejimini desteklerken evde sağa sola yürüyüp diktatör edasıyla emirler yağdırdığı sahnedir. Babasıyla ninesi yanına gelip olan biteni anlamaya çalışıyorlardı. Kız ise ileride Şah gibi bir yönetici...
dahası...


Seslendirdigim bloglarimi bu set icerisinde sizlere sunacagim. "Yok ben ekrana uzun sure bakamiyorum, vay efendim yakin gozlugum yanimda degil" mazeretlerine son verecek bir hizmet yufkayureklikelgobekli'den geliyor. Gormesinde engeli olanlar icin de artik http://yufkayureklikelgobekli.blogspot.com adresindeki yayinlari takip etmek mumkun olacak. Kayitlar cok kaliteli olmasa da, seslendirmeye elverisli bir sesim olmasa da...
dahası...


Üniversiteyi (tekrardan) kazandığımdan beri FEM Dershanelerinin telefon tacizleri bitmek bilmiyor. Numaramı nereden ele geçirdiklerini hiç anlamadım. Bunu aslında üniversite yönetimine ya da ÖSYM'ye sormak lazım çünkü hiçbir dershaneyle ilişkim yok. Son konuşmamız da bu şekildeydi. - Merhaba FEM Dershanelerinden arıyoruz. Öncelikle...
dahası...


Bir annemin elini bırakarak yürümeye başladığımda bu kadar keyiflenmiş, gururlanmıştım, bir de senin elini ilk tuttuğumda.Duygu aynı duygu fakat sence de ilginç değil mi? Onun elini bıraktığım, senin ise elini tuttuğum için mutluydum .Birbirine tamamiyle zıt kavramların birbirine bu kadar yakın hisler uyandırmasına şaşıyorum. Çocukluğumda anneme olan bağlılığımdan kaçıyordum, elini bırakıp geçiyordum caddeyi, şimdi ise senin elini...
dahası...


- Hiç hata yapmamak inasnı kusursuz mu yapar yoksa hata yapmamak eksiklik midir? - Aksi ıspatlanmadığı sürece, birinin sizi sevdiğini mi yoksa sevmediğini mi varsaymalı? - Birini anlamak için empati yapmak yeterli midir yoksa aynı duruma mı düşmek gerekir? - Herkese güvenmek mi, hiç kimseye güvenmemek mi seni ileri taşır? - Bu kadar çok yasak olduğu için mi bu kadar suç var yoksa bu kadar çok suç olduğu için mi bu kadar yasak...
dahası...


- alıntı - Görkemli bir sirkti, ömründe ilk kez böyle bir yere geliyordu. Her ne kadar hayvanların doğasına uymayan hareketler yapmaya zorlanmasına karşı olsa, onların acı çektiğini bilse de bunu gözüyle görmek istiyordu. İçeri adım attığındaki şaşkınlığı yüzünden okunabiliyordu. Atlar, palyaçolar, cambazlar, hokkabazlar... Hayvanların...
dahası...


*Daha fazla sessiz kalamadım.  Her şeyde Atatürk'ü öne süren Kemalistler bana hiçbir şekilde samimi gelmiyor. Bal yapmayan arılar gibi anca Atatürk şöyleydi, Atatürk böyleydi diye ahkam kesmeye başlıyorlar. Kimsenin Atatürk'ü anladığı yok. Eğer anlasalardı kendileri birer Atatürk olma yolunda çalışırlardı. Toplum olarak hep...
dahası...


Bloggerlar Çalıyor projemizden bahsetmemize gerek yok artık sanırım. Bir avuç müziğe gönül vermiş blog yazarı olarak hepimiz kendi imkanımızla enstrümanımızı/sesimizi kaydedip, biraraya getirip şarkı yapıyoruz nicedir. Nicedir yapıyoruz ancak henüz ikinci şarkıyı tamamlayabildik. Birbirini şahsen hiç tanımayan bizlerin, bu kadarını yapabilmesi...
dahası...


Bugün çıkayım da biraz kişisel bakım ürünleri alayım her bakımlı bay gibi diyerek çarşı pazar dolaştım, yaptığım alışverişi de sizinle paylaşayım dedim. Daha önce de günün kombinini yazdığım yazı ile modaya giriş yapmıştım, bu sefer de kozmetik blogu olayım istedim.          Öncelikle tıraş malzemelerinden...
dahası...


Oğlan olmanın masumiyetini tad(a)mamış bir çok erkek var ortalıkta. Toplum adı verilen suni pislik çukurunda bir lanet gibidir oğlan olmak. Eril bireyler bir an önce erkek olmalıdır bu düzende, bu utançtan bir an önce kurtulmalıdır. Bir oğlan neden kol saatine heves eder? Ne işi olur ki zamana hükmetmekle?Ne işi olur ki saatin gecenin üçü olmasıyla? O saate kadar uyu(ya)mayan erkeklerin işine yarar o saat sadece. Saatin beş buçuk...
dahası...


Skorlar ne kadar da önemli insan hayatında. Hep golcü futbolcular popülerdir. Skorer basketbolcular, smaçör voleybolcular... Mutlaka tanınmış kaleciler, liberolar da vardır ancak skor yapanlar kadar yükselmemişlerdir. İnsanlık olarak hiçbir zaman sürece bakmayız. Sözde önemseriz ancak sadece dildedir. Eğitim hayatımız boyunca edindiklerimiz çok da önem teşkil etmez, diplomamız yoksa. Bir dersten öğrendiklerimizin de değeri yoktur,...
dahası...


“Ne oldu anlat bakalım.” “Anlatacak bir şey yok. Yoğun bakımda yatıyor hala dedem” dedim göz temasından kaçınarak. “Elden bir şey gelmiyor değil mi?” dedi masanın üzerinde duran elimin üzerine elini koyarak. “Gelmiyor. Ölüm tek çıkış yolu.” “Allah çektirmesin o zaman daha fazla” dedi anlayışlı görünmeye çalışarak. Belki de gerçekten anlıyordu ama ruh halim hiçbir şeye iyi yönünden bakmama el vermiyordu. “Bundan dolayı mı kötüsün?” “Hayır....
dahası...


Bilmeyenleriniz olabilir, ana karakterleri Dut ve Emre adında iki aşık olan bir roman taslağım var, hala yazdığım. Aşağıda okuyacağınız kısım bu roman taslağından bir kısım ve cinsellik içerir. O yüzden devletin yasal yaş sınırlaması ne ise ona uyarak okuyunuz. Ya da okuyun, siktiredin devletin yasal sınırlamasını, sanki bilmediğiniz şeyler. *Bu arada düzenlemeler olmamış hali şu anda 47.000 kelime civarında. Ortalama bir kitap...
dahası...


Daha önce Giyim Kuşamın Gereksizliği Üzerine bir yazı yazmıştım. Şimdi biraz daha dallandırıp budaklandırayım bu fikrimi, sadece kıyafet odağından çekip biraz daha geniş bir açıyla bakmayı deneyeyim. Kıyafetlerimiz fazla, evet. Yani ihtiyacımızdan çok daha fazla kıyafetimiz olduğu aşikâr. Ayakkabılarımız da aynı şekilde. Hatta ev eşyalarımız, mobilyalarımız, elektronik aletlerimiz vs. Mutlaka ihtiyaçlarımızı alacağız, yaşamak...
dahası...


İslamiyet inancına göre bu dünya, çektiğimiz zorluklar, varlıklar, yokluklar, her şey birer sınav. Yaptıklarımız, bize yapılanlar... Tekrar aynı düsturda yaklaştığımızda, bu sınavı geçmek için tek yapılması gereken kitabı düzgün okuyup anlamak ve kitabı insanlara taşıyan başöğretmenin sözlerini yerine getirmek. Peki bu kadar imtihanlarla örülmüş bir dinin, insan iradesinin her şeyi belirlediği, kendi kaderine bile yön verdiği,...
dahası...


Necmettin. Yani dedem. yetmiş dokuz yaşında ya da seksen, tam bilmiyorum. Tanımıyorum ki. Babam da tanımamış elli beş sene boyunca. Orman'da memurmuş, babam anlattı çok sonraları, aklım erince. Üvey baba elinde büyümüş. Sürekli dayak yemiş, yokluk çekmiş. Babaannemle evlendiklerinde bir merkebi ve taşıyabildiği kadar eşyaları varmış. O yoklukla yetiştirmeye çalışmış dört çocuğunu. En büyükleri babam. O sevgisiz, itile kakıla...
dahası...


Selamlar efendim, Bildiğiniz üzre yeni projeye giriştik ve hali hazırda olan Bloggerlar Çalıyor ekibiyle başladık bu işe tekrar. Onlar kimdi? Ben - Perküsyon BangBang - Akustik Gitar SenbonZakura - Vokal Mr. Patates - Davul DebriyajBlog - Elektro Gitar ZeyneptunJüpiterdim - Vokal/Bas Gitar Bu kadroyla ilk şarkımızı başarıyla tamamladık. İlk kez beraber çaldığımız için ufak tefek acemiliklerimiz oldu ancak yeterince tatmin edici...
dahası...


Yazdığım Dut hikayesine ekleyeceğim ama henüz yeri belli değil. (...) "Canım" dedim kürek kemiğinin omzuna yakın olan kısmını öperek. "Hıı." "Uyan hadi Dut'um." "Yaaa" dedi ellerini yüzüne kapayarak. "Uyumaya mı geldik buraya, hadi canım." "Ben kızgınım sana" dedi, ellerini yüzünden indirmeden. Kelimeleri zor seçiliyordu. "Ne?" Birden doğrulup bağdaş kurdu, başı çadırın tavanına değiyordu. Gözlerini gözlerime dikerek...
dahası...


Tekrar merhaba, Bildiğiniz üzre ilk şarkımızı tamamladık ve içimize sindi. Bunun ilk proje olduğunu zaten belirtmiştik, eylemlerimizin devam edeceğini belirtmiştik ve yeni şarkı için adımları atmaya başladık bile. İlk şarkıya başlarken kararlaştırdığımız şarkının davul kayıtlarını gönderdi Mr. Patates, ben de perküsyon kaydını yapmıştım zaten. Akustik gitar yine BangBang'in, elektro gitar Debriyaj'ın, vokal ise SenbonZakura'nın...
dahası...


Mutluluğumu size nasıl tarif edeyim bilmiyorum. 5 Aralık'ta, etrafımda müzik yapacak kimse bulamamamdan mütevellit "hadi müzik yapalım" diyerek karşınıza çıktığımda bana inanıp, güvenip bu yola gireceğinizden emin değildim. İlk proje patlayınca ümitsizliğe kapılmadım değil. Herhalde bu prensiple ilerlediğimizde bir sonuç alamayacağız dedim ancak en azından bir kez daha denemenin faydalı olacağını düşündüm ve yeni proje için...
dahası...


Her gece olduğu gibi sıçrayarak uyandım uykumdan. Yirmibeş yaşında sağlıklı bir birey olmama rağmen yalnız uyuyorum geceleri, uzunca bir süredir. Gözlerim bile aralanmadan, yerini ezbere bildiğim, komidinin üzerindeki paketten bir sigara çıkarıp yaktım. İlk çıtırdının ardından gelen uzun ve kuru öksürük nöbetini yerimden doğrularak kafama...
dahası...


Kısa kısa; İbneleri, dönmeleri, orospuları, kadınları gezi parkı eylemlerinde iyice tanımış oldum. Şu anda üzüldüğüm şey; edecek küfrüm kalmadı. İbne diye küfretsem, resmen ibne arkadaşlara haksızlık, keşke olayları bu hale getirenler ibnelik yapsalar da gurur duysak. O.Ç. desem, orospu arkadaşlara haksızlık çünkü ne orospular...
dahası...


Çok yakında ATT Müzik olarak yeni bir blog ile size müzik ile ilgili daha fazla paylaşımda bulunacağız. Aşağıdaki video ise senbonzakura'nın Gezi Parkı'nda yaşananlara tepkisini göstermek maksatlı yaptığı bestedir, ben de nacizane eşlik ettim. Zulmün bir an önce dinmesi temennimle. #direngezi #yufkayureklikelgobekli ve #senbonzakura'dan Gezi Parkı eylemcilerine destek Sermaye düş peşimize hadi Vur yüzümüze polis Gel üstümüze...
dahası...


Blogger tarafından desteklenmektedir.